20 Ekim 2009 Salı

İşediğin yeri Pisuvar diyerek geçme, tanı!

Marchell DUCHAMP (1887-1968), yaşadığı yüzyılda gelecekte olacaklardan habersiz, sanat adına geçirdiği düşünce karmaşasının sonucu olarak tepkisel bir yaklaşımda bulunmuştur. O Çağa egemen olan sanat anlayışına ve içinde barındırdığı bireysel üretime karşı radikal tavrını, aslında sanat yaparak koymuştur.


1917/1964. Readymade(Hazır madde):  23.5 x 18 cm, yükseklik; 60 cm.

Duchamp, dönem itibariyle yeni bir kavram anlayışını sergilediği bu karşı duruşta, olması gerekenden çok farklı bir bütün içinde sanatı eleştirmiştir. Tepkisini, varolan kuralların, yapılanların ve sanat yapmak için kullanılanların da ötesinde, kendine özgü farklı bir dilde ifade etmiştir. Sanayinin, hemen hemen hayatın her alanında kendini hissettirmeye başladığı bu sistem, sanatın bir parçası olmaya hazırlanıyordu. Fabrikaların, durmadan ürettiği seri üretim nesneleri[Pisuvar]ni imzalayıp, bunları o dönemde sanata dair yapılanların bulunduğu ortamlarda amacına yönelik kimlik kazanmaya doğru adım adım ilerletmiştir. Yaptığı bir protesto, olmasını istediği ise bu seri üretim nesnelerini farklı bir boyutta vücuda getirerek bireysel yaratıcılığı derinden yaralamaktı.


New York, 1964-1965
Sürekli değişim ve onun getirdiği gelişim sürecinde, bir bütüne doğru ilerleyen sanat, bu karşı duruşta yeni bir dönemecin başında soluk soluğa kalmıştır.
Duchamp’ın bu yaratısı bugünün şartlarında, alışılmışlığın etkisiyle; basit, belki de banal, o dönem içinse büyük bir olaydır. Ne yaptığına gelirsek; seçme ve temin etme konusunda pekte kendini zorlamadığı bir pisuvarın üzerine atılmış bir imza. Ama tüm bu basitliğin altında yatan zeka da kendini fazla gizleyememekte. Şöyle ki ; günlük hayata ki işlevinden başka, sanatla ilgili hiçbir alakası olmayan, hatta ucu bile dokunmayan bir pisuvara atılmış imzaya yüklenen anlamla asıl amaç şekillenmekte. Bu imza, sanat adına yapılan şeyin varolmasında başlıca etken olmuştur. İmzalı pisuvar, döneme ait sanat anlayışında öne çıkan bireysel yaratıcılığı protesto etme görevini üstlenmektedir. Bu karşı duruş, sanat üretisinin yada sanat adına yapılmış herşeyin niteliğinin imzadan daha değerli bir şey olmadığını ve sanat ortamında imzanın, yükşelişe geçmiş bir borsa hissesi gibi nasılda değer kazanmış olduğunu açık seçik ortaya koymaktadır. Ve sadece bununla kalmayıp sanat adına bir çok şeyi de radikal bir tavırla sorgulamaktadır.




Marcell DUCHAMP’ın sıradan bir ihtiyacı karşılamak amacıyla varedilmiş olan fabrikasyon üretisi ile bu imza birbirlerinden çok alakasız bir noktada buluşmuştur. Bu, sanatsal bir eser değil, mektubu adresine teslim etmek için görevlendirilmiş bir postacı ile hemen hemen aynı görevi üstlenen bir araç konumundadır. Bu durumu değerlendirmek aslında hiçte zor değildir. Duchamp’ın ortaya koyduğu bu ürün[kendi deyimiyle ready-made]ler, bir sanat eserinde olması gereken hiçbir plastik ögeye sahip değilken, taşıdığı anlam bakımından ise önemli bir varoluş sergiler.
Ready-made, ve sanat çalışmalarının birlikte yer aldığı sergiler arasındaki karşıtlık bu anlamı yeterince ortaya koymaktadır. İmzalanmış pisuvarın bir sanat galerisinde, plastik değer taşıyan sanat yapıtlarıyla birlikte sergilenmesi dikkatleri daha fazla üzerine çekmesine neden olmuştur.


May Ray and Marcel Duchamp satranç oynarken.

Sanatın durumlar karşısında, Mevlana’nın “Ne Olursan Ol Gel” sözüne anlamca çokta uzak olmayan tavrı, amacı bambaşka olan bu ready-made(hazır madde)leri müzede sergilenmeye değer bir hale getirmiş ve onları sanatın birer parçası yapmıştır. Tabi bu durum, Marcell DUCHAMP’ın “Neden Sanat?”, “Niye Sanat?” diye diye geçirdiği günlerine kahretmesine neden olur muydu bilinmez ama Duchamp artık yaptıkları ile provake edici olmaktan çıkıp sanatın ta kendisi olmaktan alı koyamamıştır kendini…


Methods...