4 Ekim 2010 Pazartesi

Dokuz Taş...



Mart 2010’da bir haftalığına Van’a gittim. Orada bulunma nedenimden arta kalan zamanlarda etrafı şöyle bir tanıma faaliyetlerine de giriştim tabiki...  Van Gölü’nün o topraklara sunduğu bereket sanırım tartışılmaz.


O manzara karşısında kendinizi bambaşka bir yerdeymiş gibi hissediyorsunuz. Bol bol fotoğraf çekmenin yanında oraya ait başka hatıralara da sahip olmak adına bulup bulabileceğim en doğal ve anlamlı şeyi yaptığımı düşünüyorum; yani bir poşet taşla İstanbul’a dönmek… Van Gölü’ne ait gerçek bir şeylerse yanınızda götürmek istediğiniz, ne yazık ki çok alternatifiniz yok. Ya kıyısından topladığınız taşlar ya da küçük bir sus şişesine doldurduğunuz Van Gölü suyu. Ben bonkör davranıp ikisini de yapanlardanım… Her ne kadar bu işi yaparken beni görüp, “onları ne yapacaksın?” sorusunu yöneltenlere o an cevap verememiş olsam da ;bu fırsatı kaçırmak istemedim… Gerçekten de İstanbul’a dönene kadar bunlarla ne yapacağıma dair hiçbir fikrim olmadı.

İşin kolayına kaçarak taşlardan basit bir şeyler yapmaya karar verdim.
















Neyse biz asıl işimize dönelim ve işte sonuç;

Soğuk silikonla birbirlerine yapıştırdığım taşları, bir kaidenin üzerine yerleştirerek sanırım güzel bir şey yaptım :D